Arabuluculuk | Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu
Geleneksel yargı sistemlerinin karşılaştığı yoğun iş yükü, süreçlerin uzaması ve yüksek maliyetler, günümüz hukuk pratiğinde uyuşmazlık çözümüne yönelik alternatif mekanizmaların önemini stratejik bir seviyeye taşımıştır. Bu bağlamda, Arabuluculuk kurumu, hem bireysel hem de ticari hayatın dinamik ihtiyaçlarına cevap veren, yapılandırılmış, gizli ve esnek bir çözüm yolu olarak ön plana çıkmaktadır.
Arabuluculuğun Tanımsal ve Hukuki Temelleri
Arabuluculuk (Mediation), 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile yasal zemine oturtulmuş, taraflar arasındaki bir özel hukuk uyuşmazlığının, bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişi olan Arabulucu (mediator) eşliğinde, müzakere temelli yöntemlerle çözüme kavuşturulmasını hedefleyen bir süreçtir. Arabulucu, bir hakem veya yargıç gibi karar verme yetkisine sahip olmayıp, tarafların kendi çözümlerini bulmalarını kolaylaştıran bir iletişim katalizörü görevi üstlenir.
Sürecin temelini oluşturan gönüllülük esası, taraflara sürece katılma, devam etme ve sonlandırma özgürlüğü tanır. Ancak, kanun koyucu tarafından belirlenen bazı uyuşmazlık türlerinde, bu gönüllülük ilkesi, adalete erişimin hızlandırılması ve yargı yükünün hafifletilmesi makro hedefi doğrultusunda, Dava Şartı haline getirilmiştir. Bu durum, arabuluculuğun sadece bir tercih değil, aynı zamanda belirli hukuki süreçlerin ön koşulu olduğunu gösteren önemli bir yasal düzenlemedir.
Arabuluculuk Türleri ve Kapsam Alanlarının Genişlemesi
Türk Hukuku’nda arabuluculuk uygulaması, uyuşmazlığın niteliğine ve yasal zorunluluğa göre iki ana kategoriye ayrılmaktadır: Dava Şartı Arabuluculuk ve İhtiyari Arabuluculuk.
1. Dava Şartı Arabuluculuk (Zorunlu Arabuluculuk)
Kanun tarafından belirlenen bazı özel hukuk uyuşmazlıklarında, geçerli bir dava açılabilmesi için öncelikle arabulucuya başvurulması zorunludur. Bu zorunluluk, uyuşmazlıkların mahkemeye intikal etmeden önce, uzlaşma potansiyelinin profesyonel bir süreçle keşfedilmesini sağlar.
- İş Hukuku Uyuşmazlıkları: İşçi ve işveren arasındaki kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve benzeri alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalar.
- Ticaret Hukuku Uyuşmazlıkları: Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen ticari davalar ve özellikle alacak ve tazminat odaklı ihtilaflar.
- Tüketici Uyuşmazlıkları: Belirli parasal sınırların üzerindeki, Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına giren ayıplı mal veya hizmetten kaynaklanan ihtilaflar.
- 7445 Sayılı Kanun ile Genişleyen Kapsam: 2023 yılında yürürlüğe giren ve Yargı Reformu Paketi kapsamında yer alan bu düzenleme ile, Dava Şartı Arabuluculuk kapsamı stratejik bir biçimde genişletilmiştir. Bu yeni düzenleme, özellikle Kira İlişkileri (tahliye, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması), Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu), Kat Mülkiyeti ve Komşuluk Hukuku gibi yaygın ve toplumsal etkili uyuşmazlıkları da zorunlu başvuru kapsamına alarak, toplumsal uzlaşmayı ve yargı sisteminin etkinliğini artırmayı hedeflemiştir.
2. İhtiyari Arabuluculuk (Gönüllü Arabuluculuk)
Kanunen dava şartı olmayan, tarafların iradesine bırakılmış tüm özel hukuk uyuşmazlıklarında başvurulabilen esnek bir süreçtir. Bu yöntem, özellikle karmaşık ticari ilişkilerde ve yüksek değerli ihtilaflarda tercih edilmektedir.
- Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku: Patent, marka, telif haklarından doğan ihtilaflar.
- İnşaat Hukuku: Yapım sözleşmelerinden, hak edişlerden kaynaklanan teknik ve çok taraflı uyuşmazlıklar.
- Büyük Tutarlı Alacak ve Tazminat Davaları: Özellikle kurumsal itibarın ve ticari sırların korunmasının öncelikli olduğu büyük ölçekli anlaşmazlıklar.
Arabuluculuğun Avantajları: Neden Mahkeme Değil?
Arabuluculuk, sadece bir uyuşmazlık çözümü metodu olmanın ötesinde, özellikle ticari hayatın dinamizmi ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından mahkeme sürecinin sunmadığı ve doğası gereği sunamadığı bazı önemli avantajlar sunmaktadır:
- Hız ve Maliyet: Geleneksel yargı süreçlerinin yıllar süren doğasına karşılık, arabuluculuk süreci genellikle haftalar içinde tamamlanır. Bu zaman etkinliği, doğrudan yargılama giderleri ve dolaylı olarak uyuşmazlığın süresinin ticari faaliyetler üzerindeki fırsat maliyeti üzerindeki yükü önemli ölçüde hafifletir.
- Gizlilik Prensibi: Arabuluculuk sürecindeki tüm görüşmeler, teklifler ve sonuçlar mutlak bir gizlilik ilkesine tabidir. Bu, özellikle ticari sırların ve hassas kurumsal bilgilerin ifşa edilme riskini ortadan kaldırarak, itibarının korunmasında öenmli bir rol üstlenir.
- İlişki Yönetimi ve Sürdürülebilirlik: Mahkeme kararları genellikle bir “kazanan” ve bir “kaybeden” yaratarak ilişkileri nihai olarak sona erdirirken, arabuluculuk uzlaşma kültürü üzerine kuruludur. Tarafların ortak bir çözüm etrafında buluşması, özellikle uzun vadeli ticari ortaklıklar veya tedarik zinciri ilişkileri için ilişkilerin muhafaza edilmesini mümkün kılar.
- Kazan-Kazan İlkesi: Yargı, yalnızca kanunlar çerçevesinde hukuki haklılık tayin eder. Arabuluculuk ise, tarafların gelecekteki menfaatlerini, piyasa koşullarını ve ticari stratejilerini gözeten, yaratıcı ve esnek çözümler üretilmesine olanak tanır. Bu durum esasında, Kazan-Kazan yaklaşımının hukuki bir zeminde uygulanışıdır.
Avukat ile Temsilin Arabuluculuk Süreçlerindeki Rolü
Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreci, bağımsız bir arabulucunun yönettiği bir görüşme olmanın ötesinde, uyuşmazlığın hukuki dayanağını ve müvekkil menfaatlerini en üst düzeyde temsil eden bir Taraf Vekilliği hizmetini zorunlu kılmaktadır. Arabuluculuk, yüzeysel bir uzlaşma görüşmesi gibi algılansa da, derininde yoğun bir hukuki bilgi birikimi ve mevzuat hakimiyeti gerektiren karmaşık bir süreçtir.
Bu çerçevede, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun 15. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi esnasında tarafların istekleri gözetilmektedir. Avukatın rolü, müvekkilin isteklerini yasal çerçevede netleştirmek ve görüşmelerin hukuka uygunluğunu güvence altına almak şeklinde tezahür eder. Bu kritik denetim, özellikle Yönetmelik’in 20. ve 23. maddelerinde düzenlenen usul kurallarına riayet edilmesini sağlayarak, olası geçersizlik itirazları riskini baştan ortadan kaldırmaktadır.
Özellikle 7036 sayılı Kanun ve 18/A maddesi ile uygulamaya giren Dava Şartı Arabuluculuk süreçlerinde avukatın varlığı iki kat önem kazanır. Avukat, sürecin doğru başlatılması, yasal sürelerin takibi ve gerekli tutanakların usulüne uygun düzenlenmesini sağlayarak, dava açma koşulunun eksiksiz karşılanmasını garanti altına alır; böylece davanın usulden reddi gibi büyük bir hukuki riskin önüne geçilmektedir. Yıldırım & Bulur ekibi olarak, bu zorunlu süreçlerde hukuki risklerin minimize edilmesi temel hedefimizdir.
Diğer yandan, avukat ile çalışmak, 6325 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile tanınan tasarruf yetkisinin doğru ve güvenli kullanılmasının yasal güvencesidir. Zira 18. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, anlaşmaya varılması halinde kesin dava yasağı doğmaktadır. Avukat, bu kesin ve nihai bağlayıcılığı tesis edecek Uzlaşma Belgesi’ni hazırlarken, ileride yeni bir ihtilaf doğmayacak şekilde hukuki kesinliği sağlar. Ayrıca, tutanağa İcra Edilebilirlik Şerhinin alınması sürecini yöneterek, anlaşmanın mahkeme kararı gücünde olmasını ve hızlı icra yolunun açılmasını temin etmektedir.
Bu kapsamda, Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu, müvekkillerimizin gerek Dava Şartı gerekse İhtiyari Arabuluculuk süreçlerinde, yukarıda detaylıca analiz edilen hukuki risklere karşı stratejik ve yetkin taraf vekilliği hizmetini sunmaktadır. Büromuzun uzmanlık alanları, bu çerçevede incelenen ve detaylandırılan tüm ana uyuşmazlık kategorilerini kapsamaktadır.
Arabuluculuğun Uygulanma Alanlarına Dair Bazı Örnekler
A. İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Zorunlu Çözüm Yolu
İş Hukuku kaynaklı uyuşmazlıklar, Dava Şartı Arabuluculuğun en yaygın ve ilk uygulama alanını teşkil etmiştir. Nitekim işçi ve işveren arasındaki kıdem, ihbar, fazla mesai alacakları ve benzeri alacak ve tazminat taleplerinde, mahkemeye başvurudan önce arabulucuya gitmek kanunen zorunludur. Bu zorunluluk, taraflar arasındaki ilişkinin hassasiyeti göz önüne alındığında, uzun ve yıpratıcı yargılama süreçleri yerine hızlı ve gizli bir çözüm imkanı sunmaktadır. İş ilişkisinin sürdürülmesi potansiyeli olan durumlarda dahi, arabuluculuk uzlaşmacı bir zemin hazırlayarak ilişkileri korumaya, sürdürmeye ve iyileştirmeye yönelik bir rol üstlenir.
B. Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk: Ticari İlişkilerin Devamlılığı
Ticari ilişkilerde ortaya çıkan sözleşme ihlalleri, alacak takipleri ve tazminat talepleri, mahkemeye taşındığında uzun süreli kesintilere ve çeşitli güven kaybına neden olabilir. Ticari Arabuluculuk, özellikle tedarik zinciri, distribütörlük, franchise anlaşmaları gibi uzun soluklu iş birliklerinde, ilişkileri onarıcı bir fonksiyon üstlenir. Taraflar, hukuki haklılıklarının ötesinde, gelecek siparişler, indirim oranları veya vade uzatımı gibi ticari çözümleri müzakere edebilirler. Bu durum, mahkemenin sunamayacağı esnek, ekonomik ve özgün bir çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.
C. Kira ve Gayrimenkul Uyuşmazlıklarında Dava Şartı
2023 yılında Kira İlişkilerinin zorunlu arabuluculuk kapsamına alınması, bu alandaki uyuşmazlık çözümünde radikal bir dönüşüm yaratmıştır. Özellikle tahliye davaları, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması konularında, arabuluculuk süreci ile taraflar arasında hakkaniyete uygun ve hızlandırılmış bir çözüm sağlanması hedeflenmiştir. Kat Mülkiyeti Hukuku kaynaklı ortak gider uyuşmazlıkları ve Komşuluk Hukuku ihtilafları da, sosyal yaşamın sürdürülebilirliği açısından, yargılama yerine uzlaşmayı teşvik eden bir zemin bulmuştur.
D. Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Uyuşmazlıklarında Uzlaşma
Ortaklığın Giderilmesi davaları, uygulamada genellikle miras veya paydaşlık ihtilaflarından kaynaklanır. Mahkeme süreci, mülkün satılarak paylaştırılmasını (açık artırma) gerektirebilir ki bu, çoğu zaman mülkün gerçek değerinin altında elden çıkmasına ve taraflar arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasına neden olur. Arabuluculuk ise bu noktada mülkün devri, bölünmesi veya taraflardan birinin diğerini satın alması gibi özelleştirilmiş ve değer koruyucu çözümler üretme imkanı taşır.
Bu çok katmanlı uyuşmazlık çözümü perspektifi, Arabuluculuk kurumunun hukuki süreçlerin yalnızca bir alternatifi olmaktan çıkarak, adalet sisteminin temel ve zorunlu bir aşaması haline geldiğini net biçimde ortaya koymaktadır.
Arabuluculuk | Sık Sorulan Sorular (S.S.S.)
Bu bölüm, müvekkillerimizden ve ziyaretçilerimizden en sık aldığımız genel hukuki soruları aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan bilgiler, avukatlık meslek kurallarına uygun olarak sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgileri, kendi hukuki sorununuzun çözümü için mutlak doğru kabul ederek bir işlem yapmayınız. Bu içerik, ücretsiz hukuki danışmanlık veya avukat-müvekkil ilişkisi kurma teklifi değildir.
1. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması durumunda tarafların dava açma hakkı nasıl etkilenir?
Yanıt: Arabuluculuk sürecinin, tarafların kendi iradeleriyle çözüm üreterek sonuçlandığı durumlarda, dava açma hakkı üzerindeki etkisi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile kesin bir zemine oturtulmuştur. Kanunun 18. maddesinin 5. fıkrası, mutabakata varılan hususlar bağlamında hukuki kesinlik ilkesini tesis eder: “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.”
Bu düzenleme, uyuşmazlığın anlaşma konusu olan kısmı için dava açma hakkını tamamen ortadan kaldırır; bu, hukuki literatürde “dava edilemezlik” olarak nitelendirilir. Anlaşmanın bu kesin hükmü, zorunlu arabuluculuk kapsamındaki iş, ticaret ve kira uyuşmazlıkları için de aynı derecede geçerlidir; anlaşma, o dava şartını yerine getirerek yargı yolunu kapatır. Dolayısıyla, arabuluculuk sonunda ulaşılan anlaşma, anlaşılan alacak, tazminat veya sair talepler üzerinde hukuken bağlayıcı bir nihai sonuç doğurur. Buna göre, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsanız, o konuda bir daha mahkemeye gidemezsiniz.
Belirtmek gerekir ki; tarafların, yalnızca üzerinde anlaşmaya varılmayan istisnai hususlar için yargı yoluna başvurma hakkı saklı kalırken; anlaşma metninin usulüne uygun düzenlenmesi, bu hukuki kesinliğin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
2. Arabuluculuk tutanağı usulüne uygun düzenlenmezse ne olur?
Yanıt: Arabuluculuk tutanağının yasal usul ve esaslara uygun olarak düzenlenmemesi, özellikle Dava Şartı Arabuluculuk kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK), arabuluculuk sürecinin tarafsızlık, aydınlatma ve belgeleme gibi temel ilkeler üzerine kurulmasını şart koşar. HUAK’ın 11. maddesi uyarınca, arabulucunun, faaliyete başlamadan önce tarafları sürecin esasları ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı şekilde, 15. madde ve ilgili Yönetmelik hükümleri, davetin usulüne uygun yapılmasını ve tüm işlemlerin son tutanakta belgelenmesini zorunlu kılar. Tutanaktaki usule aykırılık, bu temel ilkelerin ihlal edildiği anlamına gelir ve sürecin gönüllü müzakere amacına uygun yürütülmediği tespitini beraberinde getirir.
Bu usul eksiklikleri, doğrudan dava şartının sağlanmadığı sonucunu doğurur. Zira 18/A maddesi uyarınca, dava şartı arabuluculukta usulün re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Bu tür bir usul ihlali tespit edildiğinde, mahkeme uyuşmazlığın esasına girmeden, sırf dava şartı eksikliği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermektedir. Tarafların hak arama hürriyetini etkileyen bu durum karşısında, yargı; arabulucunun tarafsızlık, eşitlik ve belgeleme yükümlülüklerini kamu düzeni kapsamında sıkı bir şekilde denetlemektedir. Dolayısıyla, arabuluculuk tutanağının usulüne uygunluğu, dava yoluna başvurunun geçerliliği için hayati bir ön koşul teşkil etmektedir.
3. Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesinde tarafların istekleri ve uyuşmazlığın niteliği nasıl dikkate alınır?
Yanıt: Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesinde tarafların istekleri ile uyuşmazlığın niteliği, sürecin usul ve esaslarının belirlenmesinde kanuni dayanaklara sahip iki asli unsur olarak kabul edilmektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 15. maddesinin üçüncü fıkrası, taraflarca usul kararlaştırılmamışsa arabulucunun uyuşmazlığın niteliğini ve tarafların taleplerini göz önünde bulundurarak süreci yürütmesini öngörmektedir. Bu düzenleme, tarafların irade özerkliğini korurken, uyuşmazlığın kendine özgü yapısının dikkate alınmasını zorunlu kılar. Dolayısıyla, arabuluculuk süreci yalnızca tarafların menfaatlerini değil, aynı zamanda uyuşmazlığın çözümüne elverişli yöntemlerin seçilmesini de içerir.
Uyuşmazlığın niteliği, arabuluculuk faaliyetinin uygulanabilirliğini ve yöntemsel uyarlanabilirliğini doğrudan etkiler. Arabulucu, uyuşmazlığın konusunu, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği alanlarda olup olmadığını ve çatışmanın dinamiklerini değerlendirerek uygun müzakere tekniklerini belirler. Tarafların istekleri ise sürecin meşruiyetini ve kabul edilebilirliğini sağlar; bu isteklerin göz ardı edilmesi usul hatası doğurarak sürecin geçerliliğini zedeleyebilir.
4. Arabuluculuk süreci ne kadar sürer? Bir davadan daha hızlı biter mi?
Yanıt: Arabuluculuk süreci, 6325 sayılı HUAK md. 15/3 hükmü uyarınca tarafların istekleri ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak hızlı bir şekilde yürütülmek üzere düzenlenmiştir. Arabulucu, görevlendirildikten sonra tarafları en kısa sürede toplantıya davet etmekle yükümlüdür ve süreç, tarafların anlaşması veya uyuşmazlığın çözümsüzlüğünün tespitiyle sona erer. Katı bir süre sınırı bulunmamakla birlikte, Arabuluculuk süresine ilişkin temel düzenleme, 6325 sayılı HUAK m.18/A-9’da yer almakta olup, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırması gerektiği, zorunlu hâllerde ise bu sürenin en fazla bir hafta uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, arabuluculuk faaliyetinin süratle yürütülmesini ve uyuşmazlıkların kısa sürede çözümlenmesini amaçlamaktadır. Ancak farklı kanunlarda, uyuşmazlığın türüne göre değişen süre sınırlamaları getirilmiştir. Nitekim;
- İş uyuşmazlıklarında süre 3+1 hafta olarak İş Mahkemeleri Kanunu md.3/17’de,
- Ticari uyuşmazlıklarda ise 6+2 hafta olarak Türk Ticaret Kanunu md.5/A-2’de,
- Tüketici, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında 3+1 hafta olarak HUAK m.18/A-9’da,
- Tarımsal üretim sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda ise özel yönetmelik uyarınca süre 2+1 hafta ile daha kısa tutulmuştur.
Bu farklılıklar, uyuşmazlıkların niteliğine göre arabuluculuk sürecinin esnek ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamakta; kanun koyucu, her bir uyuşmazlık türü için uygun zaman sınırını belirleyerek sürecin hem hızlı hem de işlevsel olmasını temin etmektedir.
Mahkeme davaları ise delil toplama, duruşma ve temyiz aşamaları nedeniyle aylarca, hatta yıllarca sürebilmektedir. Arabuluculuk, bürokratik prosedürlerden arındırılmış müzakere temelli yapısı sayesinde davalara kıyasla çok daha kısa sürede sonuçlanır.
5. Arabuluculukta avukat tutmak şart mı? Avukat tutmazsam hakkımı tam savunabilir miyim? Bana bu süreçte nasıl yardım edersiniz?
Yanıt: Arabuluculuk, basit bir uzlaşma görüşmesi değil; hukuki dayanakların ve müvekkil menfaatlerinin en üst düzeyde temsilini gerektiren karmaşık bir süreçtir. HUAK m.15 uyarınca tarafların istekleri gözetilmekte, avukat ise bu talepleri yasal çerçevede netleştirerek görüşmelerin hukuka uygunluğunu güvence altına almaktadır. Özellikle Yönetmelik’in 20. ve 23. maddeleri ile öngörülen usul kurallarına riayet, olası geçersizlik risklerini ortadan kaldırır.
7036 sayılı Kanun ve HUAK m.18/A ile düzenlenen dava şartı arabuluculukta avukatın varlığı kritik önemdedir; sürecin doğru başlatılması, sürelerin takibi ve tutanakların usulüne uygun düzenlenmesi davanın reddi riskini önler. Ayrıca avukat, anlaşma halinde kesin dava yasağı doğuran uzlaşma belgesini hukuki kesinlikle hazırlar ve icra edilebilirlik şerhi sürecini yöneterek anlaşmanın mahkeme kararı gücünde olmasını sağlar. Bu kapsamda Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu, müvekkillerine ihtiyari ve dava şartı arabuluculukta stratejik ve yetkin taraf vekilliği hizmeti sunmaktadır.
6. Anlaşma sağlarsak, bu anlaşma mahkeme kararı kadar sağlam ve geçerli olur mu? Karşı taraf sözünde durmazsa ne yapacağım?
Yanıt: Arabuluculuk sürecinde varılan anlaşma, HUAK m.18/5 uyarınca taraflar için bağlayıcıdır ve dava açma yasağı doğurur. Bu anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alınması halinde mahkeme kararı gibi ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icra takibine konu olabilir. Şerh alınmadığında ise belge yalnızca sözleşme niteliğinde kalır ve icra için ayrıca dava açılması gerekir. Özellikle ticari uyuşmazlıklarda taraflar ve avukatların birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, şerh aranmaksızın ilam niteliğinde kabul edilmektedir.
Tutanağın avukat tarafından imzalanması, sürecin usulüne uygunluğunu güçlendirir, tarafların iradesini hukuki danışmanlık eşliğinde yansıtır ve iptal riskini azaltır. Avukat imzası, anlaşmanın icra edilebilirlik şerhi için daha sağlam bir temel oluşturur ve dava şartı arabuluculukta sürecin belgelenmesini kolaylaştırır. Karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirmezse, icra edilebilirlik şerhi sayesinde anlaşma doğrudan icra dairesine sunularak mahkeme kararı gibi uygulanır. Böylece arabuluculuk anlaşması, usulüne uygun düzenlendiğinde mahkeme kararı kadar sağlam ve geçerli bir hukuki güvence sağlar.
7. Arabuluculuk ücreti ne kadar tutar? Ben mi ödeyeceğim, karşı taraf mı ödeyecek? Anlaşamazsak da para ödemek zorunda mıyım?
Yanıt: Arabuluculuk ücreti, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulmasını sağlamak amacıyla, arabuluculuk faaliyetini yürüten arabulucular siciline kayıtlı kişiye, sarf ettiği emek ve mesainin karşılığında, uyuşmazlığın taraflarınca yapılan parasal ödemenin karşılığıdır.
Maliyetlerin ve ücretlerin nasıl oluşacağı, hangi koşullar altında ve kim tarafından ödeneceği hususları, hem 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hem de ilgili yönetmelik ve tebliğlerde kapsamlı ve şeffaf bir biçimde düzenlenmiştir.
Arabuluculuk sürecinde ücretlendirme, uyuşmazlığın türü (para ile ölçülebilen veya ölçülemeyen), sürecin sonucu (anlaşma veya anlaşmama) ve tarafların tutumuna göre değişkenlik göstermektedir.
A. KONUSU PARA OLMAYAN/ PARA İLE DEĞERLENDİRİLEMEYEN UYUŞMAZLIKLARDA
Bu tür uyuşmazlıklarda, arabuluculuk ücreti anlaşma sağlanıp sağlanmadığına bakılmaksızın kural olarak Tarifenin Birinci Kısmı’na göre maktu veya saatlik ücret esasıyla belirlenir (Tarife, Madde 7/1)
1. ANLAŞMAMA HALİNDE ÜCRETLENDİRME VE ÖDEME USULÜ
İki Saate Kadar Olan Görüşmeler: “Tarifenin Birinci Kısmına” göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bu ödeme nihai bir devlet harcaması olmayıp, yargılama gideri olarak kabul edilir. Bu, dava şartı arabuluculukta taraflara ulaşılamaması, görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşmama hallerini kapsar (Kanun, Madde 18/13).
İki Saati Aşan Görüşmeler: Görüşmelerin iki saatten fazla sürmesi ve yine de anlaşamama ile sonuçlanması durumunda; ilk iki saat Adalet Bakanlığı bütçesinden, iki saati aşan kısım ise aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ve “Tarifenin Birinci Kısmına” göre karşılanır.
2. ANLAŞMA HALİNDE ÜCRETLENDİRME VE ÖDEME USULÜ
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde ücretlendirme HUAK 18/A-12 maddesi çerçevesinde şekillenir ve aksi kararlaştırılmadıkça ücret taraflarca eşit şekilde karşılanır. Anlaşma sağlanması durumunda arabuluculuk ücreti, Birinci Kısmı’na göre belirlenen maktu veya süreye bağlı saatlik ücrettir.
B. KONUSU PARA OLAN/ PARA İLE DEĞERLENDİRİLEBİLEN UYUŞMAZLIKLARDA
Ticari alacaklar, tazminat davaları, işçilik alacakları gibi konularda; anlaşma halinde tarifenin ikinci kısmı (nispi oranlar) devreye girer. Anlaşmama halinde ise maktu (saatlik) ücret üzerinden Bakanlıkça ödeme yapılır ve bu tutar yargılama gideri olarak haksız tarafa yükletilir.
1. ANLAŞMAMA HALİNDE ÜCRETLENDİRME VE ÖDEME USULÜ
İki Saate Kadar Olan Görüşmeler: Tarafların anlaşamaması, taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması hallerinde, iki saatlik ücret tutarı “Tarifenin Birinci Kısmına” göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bu ödeme nihai bir devlet harcaması olmayıp, yargılama gideri olarak kabul edilir. Bu hükümler, özellikle dava şartı arabuluculuk süreçlerinde uygulama alanı bulur.
İki Saati Aşan Görüşmeler: Görüşmelerin iki saatten fazla sürmesi ve yine de anlaşamama ile sonuçlanması durumunda; ilk iki saat Adalet Bakanlığı bütçesinden, iki saati aşan kısım ise aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ve “Tarifenin Birinci Kısmına” göre karşılanır.
2. ANLAŞMA HALİNDE ÜCRETLENDİRME VE ÖDEME USULÜ
Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde ücretlendirme HUAK 18/A-12 maddesi çerçevesinde şekillenir ve aksi kararlaştırılmadıkça ücret taraflarca eşit şekilde karşılanır. Ücret, “Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına” (nispi/oransal tarife) göre belirlenir. Belirlenecek ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. Anlaşma halinde ücret, harcanan zamana değil, anlaşılan değere (nispi ücrete) göre hesaplanır. Ayrıca, anlaşma bedeline bakılmaksızın bu ücret için (2026 Yılı İçin Güncel) 9.000,00 TL’den az olmama alt limiti getirilmiştir (Kanun, Madde 18/12; Tarife, Madde 7/7).
Özel Düzenlemeler
1. Kira Uyuşmazlıkları (Tespit ve Tahliye Talepli)
Kira uyuşmazlıklarında anlaşma sağlanması halinde, arabuluculuk ücreti normal nispi hesaplama (İkinci Kısım) yerine, uyuşmazlığın türüne göre belirlenen özel bedeller üzerinden hesaplanır.
Tahliye Talepli Uyuşmazlıklar: Bir yıllık kira bedeli tutarının yarısı esas alınır ve bu miktar üzerinden Tarifenin İkinci Kısmı’na göre nispi ücret hesaplanır.
Kira Tespiti Uyuşmazlıkları: Tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı esas alınır ve bu miktar üzerinden Tarifenin İkinci Kısmı’na göre nispi ücret hesaplanır.
2. Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıkları: Tarifenin İkinci Kısmı’na göre nispi hesaplanır. Hesaplanan ücret 13.000,00 TL’den az olamaz. (2026 Yılı İçin Güncel)
3. Ticari Uyuşmazlıklar: Tarifenin İkinci Kısmı’na göre nispi hesaplanır. Hesaplanan ücret 13.000,00 TL’den az olamaz. (2026 Yılı İçin Güncel)
4. Seri Uyuşmazlıklar
Ticari Seri Uyuşmazlıklar: Taraflardan birinin aynı olduğu ve bir ay içinde başvurulan en az on uyuşmazlık halinde her bir uyuşmazlık için 7.500,00 TL. (2026 Yılı İçin Güncel)
Diğer Seri Uyuşmazlıklar: Taraflardan birinin aynı olduğu ve bir ay içinde başvurulan en az on uyuşmazlık halinde her bir uyuşmazlık için 6.000,00 TL. (2026 Yılı İçin Güncel)
8. Arabulucu, taraflardan birinin avukatı gibi davranabilir mi? Arabulucunun tarafsızlığı konusunda nasıl emin olabilirim?
Yanıt: Arabulucunun taraflardan birinin avukatı gibi davranması, arabuluculuk meslek etiğine ve yasal düzenlemelere kesinlikle aykırıdır. Arabulucu, taraflara eşit mesafede olmalı ve sürecin hiçbir aşamasında herhangi bir tarafın haklarını savunucu, onun lehine yönlendirici veya diğer tarafı baskı altına alıcı bir tutum sergileyemez. Bir tarafın avukatı gibi davranmak, tarafsızlık ilkesini kökten ihlal eder. Arabulucu, tarafları süreç, seçenekler ve hukuki sonuçlar hakkında aydınlatmak zorundadır. Ancak bu aydınlatma görevi, bir taraf lehine hukuki tavsiye verme veya avukatlık yapma anlamına gelmez. Taraflar, hukuki danışmanlık hizmetini kendi avukatlarından almalıdır.
Arabuluculuk sürecinin etik ve hukuki temelini oluşturan en önemli ilke, arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığıdır. Arabuluculuk Kanunu, bu ilkenin korunması amacıyla arabulucuya özel yükümlülükler getirmekte ve taraflara denetim hakkı tanımaktadır. Arabulucunun tarafsızlığı hakkında haklı şüphe doğuracak önemli hâl ve şartların ortaya çıkması durumunda devreye giren mekanizma şöyledir:
-
Bilgilendirme Yükümlülüğü: Arabulucu, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek bir durumun varlığı hâlinde, bu hususta derhal tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür (HUAK m. 9/2).
-
Görev Üstlenme: Arabulucu, bu bilgilendirmeyi yaptıktan sonra, taraflar bu duruma rağmen arabulucunun görevini sürdürmesini birlikte talep ederlerse görevi üstlenebilir veya sürdürebilir (HUAK m. 9/2). Tarafların ortak talebi olmaması durumunda ise arabulucunun görevi üstlenmemesi veya sürdürmemesi (yani çekilmesi) beklenir.
Tarafsızlık ilkesinin kesinliğini sağlamak amacıyla, arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden sonra dahi meslek kuralı devam etmektedir. Öyle ki; Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada dahi daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenememektedir. (HUAK m. 9/4).
9. Eğer arabuluculukta anlaşamazsak, mahkemeye gittiğimizde arabuluculukta önerdiğimiz rakamlar veya çözümler mahkemeyi etkiler mi?
Yanıt: Arabuluculuk sürecinin temel felsefesi, taraflara mahkemede aleyhlerine kullanılması endişesi olmadan, serbestçe ve dürüstçe çözüm teklifleri sunabilecekleri bir ortam sağlamaktır. Bu ortam, gizlilik ilkesi ile güvence altına alınmıştır (HUAK m. 4). Tarafların, sırf anlaşmaya varmak amacıyla fedakarlık yaparak önerdiği rakamlar ve çözümler, sürecin doğası gereği bir “riskten arındırılmış alan” içinde kalır.
Anlaşma sağlanamaması durumunda, arabuluculuk görüşmelerinde sunulan tekliflerin mahkemeyi etkilemeyeceğinin yasal dayanağı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (HUAK) 5. maddesidir. Bu madde, arabuluculuk sürecinde taraflarca yapılan teklifler, kabul veya öneriler ile arabulucunun görüşlerinin yargılamada delil olarak ileri sürülemeyeceğini ve kullanılamayacağını kesin olarak hükme bağlar.
Büromuz, Dava Şartı Arabuluculuk süreçlerinin usuli zorunluluklarını titizlikle yerine getirirken, İhtiyari Arabuluculuk platformunu, müvekkillerimizin hedeflerine ulaşabileceği, yasal çerçevede yaratıcı ve mutabakata dayalı çözümler üretme imkanı olarak değerlendirmektedir. Yetkin taraf vekilliği, özellikle ticari itibarı korumak ve hukuki süreçleri etkin yönetmek adına esastır. Hukuki süreçlerin yönetimi ve uyuşmazlık çözümü metotlarımız hakkında kapsamlı bilgi edinmek için ekibimizle temasa geçebilirsiniz.
Bize Ulaşın
📍 Ankara merkezli hizmet, Türkiye genelinde temsil

