Aile ve Boşanma Hukuku | Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu
I. Aile Hukukunun Hukuksal Temelleri ve Önemi
Aile Hukuku, toplumsal yapının temel direği olan aile birliğini tesis eden, koruyan ve sona erdiren tüm hukuki normları bünyesinde barındıran, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Dördüncü Kitabı ile sıkı bir ilişki içinde olan bir hukuk disiplinidir. Bu alan, kişisel hakları, kamu düzeni ile ilgili hükümleri ve derin mali sonuçları bir arada içerdiği için, hukuki süreçlerin yönetimi yüksek düzeyde titizlik ve uzmanlık bilgisi gerektirir. Bireylerin yaşam kalitesini ve gelecek güvencesini doğrudan etkileyen Aile Hukuku uyuşmazlıklarında, yasal mekanizmaların ve güncel Yargıtay içtihatlarının doğru yorumlanması, hukuki güvenliğin sağlanması açısından temel zorunluluktur.
Ankara merkezli Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu olarak, Aile Mahkemeleri nezdinde yürütülen hukuki süreçlerde, yalnızca dava takibi değil; aynı zamanda müvekkillerimizin Hukuk Devleti ilkeleri çerçevesinde, hak ve yükümlülükleri konusunda kapsamlı bilgilendirilmesi misyonunu benimsemekteyiz.
II. Boşanma Hukukunda Ayrılık ve Sona Erme Kavramları
Boşanma, evlilik birliğini resmi ve hukuki olarak sona erdiren, sonuçları itibarıyla velayet, nafaka ve malvarlığı üzerindeki hakları yeniden tanımlayan hukuki bir müessesedir. Boşanma davaları, hukuki dayanakları itibarıyla iki ana başlık altında incelenir: Anlaşmalı Boşanma ve Çekişmeli Boşanma.
A. Çekişmeli Boşanma Davaları ve İspat Yükü
Çekişmeli boşanma, eşlerden birinin talebi üzerine, TMK’da düzenlenen özel veya genel boşanma sebeplerinden birine dayanılarak açılır. Bu süreçte, iddia edilen boşanma sebebinin varlığı ve diğer eşin kusurlu davranışları, usul hukuku kurallarına uygun delillerle ispat edilmelidir. Bu nedenle, delil toplama süreci ve hukuki stratejinin oluşturulması, davanın sonucu üzerinde belirleyici rol oynar.
-
Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) (TMK m. 166/I-II), en sık karşılaşılan hukuki dayanaktır.
-
Özel Boşanma Sebepleri: Zina (TMK m. 161), Hayata Kast, Kötü Muamele veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162), Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163) ve Terk (TMK m. 164) gibi sebepler, kanunda özel olarak düzenlenmiş ve ispatı genel sebebe göre farklı usul kurallarına tabi olan durumlardır.
B. Anlaşmalı Boşanma ve Protokolün Hukuki Niteliği
Anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/III), evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla, eşlerin boşanmanın tüm hukuki ve mali sonuçları (nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı) üzerinde ortak iradeyle mutabakata varması ile gerçekleşir.
-
Protokolün Hazırlanması: Bu süreçte hazırlanan Anlaşmalı Boşanma Protokolünün, yalnızca basit bir metin olmaktan öte, ileride ihtilafa yol açmayacak, hukuken bağlayıcı ve açık hükümler içermesi zorunludur. Özellikle velayet ve iştirak nafakası hükümleri, çocuğun üstün menfaati ilkesine uygun olmalıdır.
III. Boşanmanın Fer’i Sonuçları: Nafaka ve Tazminat Hukuku
Boşanma kararı, evlilik birliğinin sona ermesiyle sınırlı kalmayıp, eşler ve ortak çocuklar açısından Maddi ve Manevi Tazminat ile Nafaka gibi hukuki yükümlülükler doğurur. Bu sonuçlar, mali hakların korunması açısından hayati önem taşır.
-
Maddi ve Manevi Tazminat: Boşanmaya neden olan olaylarda daha az kusurlu veya kusursuz olan taraf, tazminat talep etme hakkına sahiptir (TMK m. 174).
-
Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla, diğer eşin mali gücü oranında ödenen süresiz veya süreli destektir (TMK m. 175).
-
İştirak Nafakası: Velayeti kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğüdür. Bu nafaka, çocuğun erginliğine kadar devam eder ve çocuğun üstün yararı ilkesi gereği re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.
IV. Velayet Hukuku ve Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Velayet, reşit olmayan (ergin olmayan) çocukların şahıs varlığı ve malvarlığı üzerindeki hak ve yükümlülükleri kapsayan kritik bir hukuki yetkidir. Boşanma davalarında velayet düzenlemesi, Anayasal güvence altında olan Çocuğun Üstün Yararı İlkesi doğrultusunda belirlenir.
-
Velayetin Tespiti ve Değiştirilmesi: Boşanma ile birlikte velayetin bir ebeveyne bırakılması veya koşulların değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi talepli davaların hukuki takibi. Bu süreçlerde pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı raporlarının hukuki süreçlere dahil edilmesi esastır.
-
Kişisel İlişki Kurulması: Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla düzenli ve sağlıklı bir bağ kurabilmesi için belirlenen Kişisel İlişki Tesisi (Görüşme) gün ve saatlerinin, yine çocuğun menfaatine uygun olarak düzenlenmesi.
V. Mal Rejimleri Hukuku ve Tasfiye Süreçleri
Evlilik birliği süresince eşler arasında edinilen malvarlığının hukuki statüsü ve boşanma sonrasında bu varlıkların nasıl bölüşüleceği, Mal Rejimleri Hukuku kapsamında incelenir. 01.01.2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi’dir (TMK m. 202 vd.).
A. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Kapsamı
-
Edinilmiş Mal: Eşlerin evlilik birliği devamınca karşılığını vererek elde ettikleri malvarlığı değerleridir.
-
Kişisel Mal: Eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu mallar veya evlilik içinde karşılıksız kazanım yoluyla elde ettiği mallardır. Mal Rejiminin Tasfiyesi sürecinde, sadece edinilmiş mallar tasfiyeye tabi tutulur.
B. Tasfiyede Hukuki Talepler ve Hesaplamalar
Boşanma davasının kesinleşmesi ile başlayan Mal Rejiminin Tasfiyesi Davalarında en kritik aşamalar şunlardır:
-
Katılma Alacağı: Her bir eşin, diğerinin edinilmiş malvarlığı üzerindeki yasal yarı oranındaki alacak hakkıdır.
-
Değer Artış Payı Alacağı: Bir eşin diğerinin kişisel malına katkıda bulunması durumunda, bu katkının güncel değer üzerinden talep edilmesidir.
-
Mal Kaçırma Tedbirleri: Boşanma sürecinde, eşin diğerinden mal kaçırma şüphesi veya tespiti halinde, malvarlığı kayıtları üzerine ihtiyati tedbir kararı konulması ve bu varlıkların tespiti için gerekli hukuki süreçlerin yürütülmesi.
VI. Aile İçi Şiddet ve Koruma Hukuku (6284 Sayılı Kanun)
Aile bireylerinin fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik veya sözlü şiddete maruz kalması durumunda, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile sağlanan koruyucu ve önleyici hukuki mekanizmalar derhal devreye sokulur.
-
Koruyucu Tedbirler: Mağdur bireyin korunmasına yönelik barınma yeri sağlanması, psikolojik destek, geçici maddi yardım gibi tedbirlerin talep edilmesi.
-
Önleyici Tedbirler: Şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişiye yönelik uzaklaştırma kararı (konuttan veya işyerinden), iletişim yasağı, silah taşıma yasağı gibi ivedilikle uygulanması gereken tedbir kararlarının Aile Mahkemesinden talep ve takip edilmesi.
-
Bu süreçlerde gizlilik ve ivedilik esastır. Hukuk büromuz, mağdurun güvenliğini ve haklarını korumak amacıyla acil hukuki müdahale süreçlerini yönetmektedir.
Çalışma Alanlarımız
Yıldırım & Bulur Hukuk Bürosu Olarak Boşanma Hukuku Kapsamında Takip Ettiğimiz Dosya Türleri
1. Boşanma Hukuku
- Çekişmeli Boşanma Davaları:
- Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) sebebiyle açılan davalar (TMK m. 166/I-II).
- Zina (TMK m. 161) ve Hayata Kast, Kötü Muamele veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162) gibi özel boşanma sebeplerine dayalı davalar.
- Terk (TMK m. 164) sebebiyle açılan davalar ve ihtar süreçlerinin yönetimi.
- Anlaşmalı Boşanma Süreçleri:
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünün (Nafaka, Velayet, Mal Paylaşımı unsurlarını içeren) hazırlanması ve müzakeresi.
2. Nafaka ve Tazminat Hukuku
Boşanmanın birincil mali etkilerinin çözümlenmesini amaçlayan davalardır.
- Maddi ve Manevi Tazminat Davaları:
- Boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu tarafdan talep edilen maddi zararın giderilmesi (Maddi Tazminat) ve kişilik haklarına saldırının karşılığı (Manevi Tazminat) davaları.
- Nafaka Davaları:
- Boşanma sürecinde verilen Tedbir Nafakası talepleri.
- Boşanmanın kesinleşmesi sonrasında açılan Yoksulluk Nafakası davaları (Artırılması, Azaltılması ve Kaldırılması davaları dahil).
- Müşterek çocuk lehine hükmedilen İştirak Nafakası davaları (Artırım ve Azaltım talepleri dahil).
3. Velayet ve Çocuk Hukuku
Çocuğun üstün menfaatinin korunmasına odaklanan hukuki süreçlerdir.
- Velayet Davaları:
- Boşanma davası ile birlikte veya bağımsız olarak açılan Velayetin Tesisi, Değiştirilmesi ve Kaldırılması davaları.
- Kişisel İlişki Kurulması:
- Velayeti kendisinde olmayan ebeveyn ile çocuk arasında Kişisel İlişki Tesisi (Görüşme Düzeni) gün ve saatlerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi davaları.
- Çocuk Mallarının Yönetimi:
- Çocuğa ait malvarlığının velayet hakkına sahip ebeveyn tarafından yönetimi ile ilgili hukuki denetim süreçleri.
4. Mal Rejimleri Hukuku ve Tasfiye
Evlilik birliği içerisinde edinilen malvarlığının hukuki tasfiyesi ve hak sahipliğinin belirlenmesi süreçleridir.
- Mal Rejiminin Tasfiyesi Davaları:
- Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi kapsamında Katılma Alacağı davası.
- Eşin kişisel malına yapılan katkılardan kaynaklanan Değer Artış Payı Alacağı davası.
- Mal Rejimi Sözleşmeleri:
- Mal Ayrılığı, Paylaşmalı Mal Ayrılığı veya Mal Ortaklığı rejimlerine dair sözleşmelerin hazırlanması, noterde tasdiki ve hukuki denetimi.
- Koruyucu Tedbirler:
- Mal Kaçırma şüphesi durumunda taşınmazlar ve banka hesapları üzerine İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz kararı talepleri.
5. Koruma ve Şiddetin Önlenmesi Hukuku
Mağduriyetin önlenmesi ve bireylerin acil korunmasını amaçlayan hukuki süreçlerdir.
- 6284 Sayılı Kanun Uygulamaları:
- Aile İçi Şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararları (Uzaklaştırma, İletişim Yasağı, Silah Teslimi) taleplerinin ivedilikle takibi.
- Gizlilik kararı ve kimlik/adres bilgilerinin korunması talepleri.
6. Soybağı ve Diğer Aile Hukuku İşlemleri
- Soybağı Hukuku Davaları:
- Babalık Karinesinin Çürütülmesi ve Soybağının Reddi davaları.
- Soybağının Kurulması davaları (Tanıma ve Babalık Davası).
- Uluslararası Aile Hukuku:
- Yurtdışı Mahkemelerce verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurması için Tanıma ve Tenfiz davaları.
- Evlat Edinme ve Nüfus Kaydının Düzeltilmesi İşlemleri.
Aile ve Boşanma Hukuku | Sık Sorulan Sorular (S.S.S.)
Bu bölüm, müvekkillerimizden ve ziyaretçilerimizden en sık aldığımız genel hukuki soruları aydınlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan bilgiler, avukatlık meslek kurallarına uygun olarak sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgileri, kendi hukuki sorununuzun çözümü için mutlak doğru kabul ederek bir işlem yapmayınız. Bu içerik, ücretsiz hukuki danışmanlık veya avukat-müvekkil ilişkisi kurma teklifi değildir.
1. Boşanma Davası Nerede Açılır? (Yetkili ve Görevli Mahkeme Belirlemesi)
Yanıt: Boşanma davaları için görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakmakla görevlidir. Yetkili mahkeme (davanın nerede açılacağı), Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 168. maddesi uyarınca; eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Ankara’da ikamet edenler için kural olarak Ankara Aile Mahkemeleri yetkilidir.
2. Başka Bir Şehirde İkamet Etmeme Rağmen Ankara Merkezli Hukuk Büronuzdan Temsil Hizmeti Alabilir Miyim?
Yanıt: Evet. Avukatlık Kanunu avukatların Türkiye genelinde yetkili olduğunu belirtir. Günümüzde e-Duruşma uygulamaları ve UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) altyapısı sayesinde, Ankara merkezli olarak dosyanızın bulunduğu tüm şehirlerdeki mahkemeler nezdinde hukuki temsilinizi sağlayabilmekteyiz. Coğrafi konum, hukuki temsil hizmetinin kalitesi açısından engel teşkil etmemektedir.
3. Boşanma Davası Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir? Yargılama Masrafları Ücrete Dahil Midir?
Yanıt: Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak; dosyanın hukuki karmaşıklığı, içerdiği talep çeşitliliği (nafaka, velayet, mal rejimi, tazminat) ve sürecin öngörülen süresi dikkate alınarak belirlenir. Ücret, her dosyanın benzersiz niteliği nedeniyle sabit değildir. Mahkeme harçları, tebligat giderleri ve bilirkişi ücretleri gibi yargılama masrafları, vekalet ücretinden bağımsız olup, kural olarak davayı açan tarafça peşin yatırılır ancak davanın sonuçlanma durumuna göre karşı tarafa yüklenir.
4. Çekişmeli Boşanmada "Kusur" Tespiti Neden Önemlidir ve Hangi Deliller Kabul Edilir?
Yanıt: Kusur tespiti, Maddi ve Manevi Tazminat ile Yoksulluk Nafakası yükümlülüklerinin belirlenmesinde temel belirleyicidir. TMK m. 174 gereği, tazminat alabilmek için talepte bulunan tarafın daha az kusurlu ya da kusursuz olması gerekir. Hukuken geçerli deliller; tanık ifadeleri, resmi yazışmalar, hukuka uygun olarak elde edilmiş dijital veriler (e-posta, sosyal medya paylaşımları) ve bilirkişi raporlarıdır. Hukuka aykırı elde edilmiş deliller (izinsiz ses kaydı, yasa dışı gizli çekim) ise kural olarak hukuki değer taşımaz.
5. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün İçeriği Kim Tarafından Kaleme Alınmalıdır ve Hâkimin Protokolü Reddetme Yetkisi Hangi Durumlarda Doğar?
Yanıt: Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin gelecekteki tüm hukuki, mali ve şahsi ilişkilerini (özellikle mal paylaşımı, nafaka ve velayet) düzenleyen, basit bir anlaşma metni değil, yüksek riskli bir hukuk sözleşmesidir. Taraflar protokolü teknik olarak kendileri hazırlayabilse de, Hâkim, sunulan metni Türk Medeni Kanunu’na ve kamu düzenine uygunluk açısından kesinlikle denetlemekle yükümlüdür. Protokolün reddedilme riski, özellikle protokolün Kanuni Haklardan Bilinçsizce Feragat içerdiği durumlarda veya en önemlisi, Çocuğun Üstün Yararı İlkesini ihlal ettiğinin tespiti halinde ortaya çıkar; bu ret, davanızı anlaşmalı olmaktan çıkarıp çekişmeli sürece taşıyabilir. Bu nedenle, protokolün, ileride telafisi mümkün olmayan mali kayıplara veya yeni davalara yol açmaması, yasal zeminde sağlam, açık ve hâkim onayını garanti edecek şekilde bir hukuk profesyoneli (avukat) tarafından kaleme alınması şiddetle tavsiye edilir.
6. Velayetin Belirlenmesinde Çocuğun Yaşı ve İsteği Ne Kadar Belirleyicidir?
Yanıt: Velayetin belirlenmesinde, Türk Medeni Kanunu‘nun (TMK) amir hükümleri ve uluslararası sözleşmeler gereği, Çocuğun Üstün Yararı İlkesi mutlak ve öncelikli esastır. Çocuğun yaşı ve isteği bu süreçte dikkate alınan temel unsurlar olmakla birlikte, Mahkemenin takdir yetkisini bağlayıcı değildir. Çocuğun yaşı ilerledikçe, özellikle 8-12 yaş ve üzeri çocukların kendilerini ifade etme yeteneği dikkate alınarak, Mahkeme; pedagog ve sosyal inceleme uzmanları aracılığıyla çocuğun görüşünü alır. Ancak, çocuğun kendi isteği dahi olsa, eğitimi, psikolojik gelişimi veya fiziksel güvenliği açısından bu istek çocuğun üstün yararına aykırı ise, Aile Mahkemesi hâkimi bu isteği reddetme ve çocuğun menfaatine en uygun kararı verme yetkisine sahiptir. Velayet kararlarında, çocuğun yaşam kalitesini ve geleceğini doğrudan etkileyen somut deliller ve uzman raporları ışığında çocuğun ruh sağlığı, eğitimi ve fiziki gelişimi gözetilerek hakimin takdiri esas alınır.
7. Mal Rejimi Tasfiyesi (Mal Paylaşımı) Davası Ne Zaman Açılmalıdır ve Edinilmiş Mallara Miras Dahil Midir?
Yanıt: Mal rejimi tasfiyesi davasının (Mal Paylaşımı) açılabilmesi için temel ve zorunlu hukuki şart, eşler arasındaki mal rejiminin hukuken sona ermiş olmasıdır. Boşanma durumunda, mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer; ancak tasfiye davası, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren görülebilir hale gelir ve bu tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Bu nedenle, boşanma davası devam ederken açılan tasfiye davaları, boşanma sonucu bekletici mesele yapılmak zorundadır; boşanma davası reddedilirse, mal rejimi sona ermediği için tasfiye davası da görülebilirlik koşulu yokluğundan reddedilir. Bu teknik ayrım, sürecin doğru yönetilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik önem taşır.
Miras yoluyla edinilen malvarlığı, Türk Medeni Kanunu gereği edinilmiş mal değil, doğrudan kişisel mal statüsündedir ve bu nedenle tasfiyeye (mal paylaşımına) doğrudan dahil edilmez. Ancak, sağ kalan eşin varsa Mal Rejiminden kaynaklanan Katılma Alacağı, ölen eşin terekesinin bir borcu olarak kabul edilir; bu da demektir ki, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadan önce, sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağı, terekeden öncelikli olarak ödenmek zorundadır. Bu “Çift Tasfiye” süreci, aile ve miras hukukunun iç içe geçtiği son derece karmaşık hesaplamalar gerektirir ve haklarınızın tam olarak korunması için mutlaka uzman avukatlık hizmeti alınması tavsiye edilir.
8. Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır ve Süresi Ne Kadardır?
Yanıt: Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir. Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir.
9. Boşanma Davası Sırasında Hangi Durumlarda "Tedbir Kararı" Alınabilir?
Yanıt: Boşanma davası sürecinde, Mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 169. maddesi uyarınca, tarafların veya müşterek çocukların haklarının korunması amacıyla gerekli geçici önlemlere (tedbir kararlarına) hükmedebilir. Bu sıkça başvurulan tedbirler üç ana başlıkta toplanır:
1. Tedbir Nafakası: Eşin ve çocukların dava süresince barınma ve geçim masraflarının karşılanması için hükmedilen parasal destek; bu destek verilirken kusur durumu dikkate alınmaz.
2. Müşterek Konutun Tahsisi: Evden ayrılmak zorunda kalan eş veya çocuğa konutun geçici olarak tahsis edilmesi.
3. Mal Kaçırma Tedbiri: Mal rejiminin tasfiyesine konu olabilecek malvarlıkları (gayrimenkul, banka hesapları) üzerine ihtiyati tedbir şerhi konularak, bu malların elden çıkarılmasının hukuken önlenmesi. Bu önlemler, boşanma hükmü kesinleşene kadar hukuki güvence sağlar.
10. Yoksulluk Nafakası Almak İçin Asgari Evlilik Süresi Şartı Var Mıdır?
Yanıt: Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği nafaka türüdür (TMK m. 175). Yoksulluk nafakası alabilmek için belirlenmiş asgari bir evlilik süresi (yıl şartı) bulunmamaktadır. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için kanunun aradığı temel şartlar şunlardır:
- Boşanma kararının kesinleşmiş olması,
- Nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması,
- Nafaka talep eden eşin kusurunun, diğer eşten daha ağır olmaması,
- Taraflardan birinin talebinin bulunması (Hâkim re’sen hükmedemez).
Tedbir Nafakası ile Farkı: Tedbir nafakası re’sen ve kusur gözetilmeksizin verilirken; yoksulluk nafakası ancak talep üzerine ve kusur dengesi gözetilerek verilir.
Boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi hassas hukuki süreçlerde profesyonel destek almak, haklarınızı güvenle korumak ve süreci doğru yönetmek için bizimle iletişime geçin.
📍 Ankara merkezli hizmet, Türkiye genelinde temsil

